Dondurmalı reçel yapan, en büyük hobisi örgü örmek olan ve asla eldivensiz dışarı çıkmayan Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk Edebiyatı’nın önemli yazarlarından olmakla birlikte oldukça ilginç bir hayat hikayesine sahiptir.

Annesiz Yılların Sessizliği

17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Rahmi Gürpınar, Hünkâr yaveri bir babanın oğludur. Oldukça yaramız bir çocukluk geçiren Gürpınar, annesine çok bağlı olsa da kendisi henüz 4 yaşında iken annesini kaybetmiştir. Annesi vefat ettiğinde henüz 22 yaşında genç bir kadındı. Hüseyin Rahmi o günden sonra çok sessiz ve acılı bir çocuk olmuştur. Çok uzun zaman sonra anne kelimesinin onda uyandırdığı hisleri şu sözcükler ile dile getirmiştir.

Validem okur yazar bir kadındı. Beni dört buçuk yaşında teyzemin terbiye aguşuna bırakarak pek genç iken yirmi ikisinde hayata veda etti. Söz valideme intikal edince kalemimi tutamam, ağlamadan duramam. Çünkü kendisine pek düşkündüm. Kucağından hiç inmezdim. Çocukluğumda bütün ateşleriyle zihnime intiba etmiş birkaç levha vardır ki tahatturu beynimi daima yakar. O zaman ne olduğunu bilmediğim, itiraf lâzım gelirse hâlâ öğrenemediğim hayatın acılığı masum yanaklarımı pek insafsızca şamarlamıştı. Sızısı hâlâ gitmiyor…

Annesinin vefatından sonra Girit’e babasının yanına gelse de basının evlenmesi sonucunda tekrar İstanbul’a gelmiş ve anneannesi ile yaşamıştır. Yalnızlığa bürünen Gürpınar’ın yaramazlığından eser kalmamıştır.

Birçok Kadınla Yaşamanın Verdiği Özellikler

Teyze, anneanne, dadı gibi birçok kadınla birlikte yaşayan Hüseyin Rahmi Gürpınar, bu kadar kadınla birlikte bir hayat geçirmenin verdiği özellik ile yemek yapmayı, örgü örmeyi, dantel işlemeyi de öğrenmiştir. Hatta bir süre sonra en büyük hobisi haline gelmiştir. Bu durum ileride romanlarındaki kadın karakterler için de oldukça yardımcı olmuştur.

Hüseyin Rahmi, henüz ikinci yaşındayken ciddi bir hastalık geçirmiş ve okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Bir süre sonra iyileşse de okula dönmemiş, çalışmaya başlamıştır. Bir süre memurluk yapsa da genel olarak geçimini yazı yazmaktan sağlamıştır.

Sanat Toplum İçindir Anlayışı ile Mizah

Hüseyin Rahmi Gürpınar hangi akım sorunun cevabı olan Sanat toplum içindir düşüncesini savunan sanatçı, toplum içerisinde yaşanan batıl inanç, geçimsizlik, töre gibi birçok konuyu mizah ile anlatmak istemiştir. Bu anlatım okuyucuların yanında o döneme damga vuran Kemal Sunal, Şener Şen gibi birçok sanatçının da dikkatini çekmiştir. Hatta sanatçının ”Gulyabani” eseri herkesçe bilinen ”Süt Kardeşler” filmine uyarlanmıştır.

Eğer evlenmiş olsaydım, 45 romanımdan üçünü bile yazamazdım.

Sanatçı, aşka inanmamakla birlikte aşkın cinsellikten ibaret olduğunu düşünmektedir. Küçük yaşta ailesiz kalması onun evliliğe olan inancını yitirmiştir. Dışarı çıktığında sürekli eldiven takan ve temas etmeyi çok sevmeyen sanatçı belki de bu yüzden evlenmek istemiyor olabilir. Bu konu üzerine Hüseyin Rahmi Gürpınar şu sözleri dile getirmiştir:

Hüseyin Rahmi yanına eldiven almadan asla sokağa çıkmazdı. Sokakta el sıkmasını sevmez, evdeki kapıları entarisinin eteği ile tutarak açardı. Belki de hayatında hiç evlenmemesinin sebebi bu idi.

Özgür Bir Yaşam Sonrası Vefat

İlk başlarda teyzeleri ve anneannesi ile reçel yapan, örgü ören biri olsa da onların vefatından sonra yalnızlığını gidermek için yapmaya devam etmiştir. Hüseyin Rahmi’nin 8 Mart 1944 yılındaki vefatından sonra müze haline dönüştürülen Heybeliada’da bulunan evinde Hüseyin Rahmi Gürpınar eserleri, yaptığı örgü ve danteller sergilenmektedir.

Beyaz Takım Düşkünü Mark Twain’in İlginç Yaşamı

Bir Cevap Yazın

Popüler