
Yıllar boyunca yaşanılan hikayeleri ve ürkütücü içeriğiyle Karadeniz’deki Hüzün Turizm‘in önemli adresidir. Peki Sinop Tarihi Cezaevi açık mı? Tarihi cezaevi her sene ziyaretçilerine açılmaktadır. Şehrin Selçuklular tarafından 1214 yılında alınmasının hemen ardından 1215 yılında hapishaneye çevrilmiştir.
Tarihi cezaevi 1979’da mahkûmların isyanı sonucu bir yangın geçirmiştir.
6 Aralık 1997 tarihine kadar cezaevi olarak kullanılıp daha sonra boşaltılmış ve 1999 tarihinde Kültür Bakanlığına devredilmiştir.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu zindandan şöyle bahsetmiştir;
“Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.”
Dut ( Teselli) Ağacı Romanı
Sinop Tarihi Cezaevi hikayesi içerisinde birçok farklı hikaye bulunmaktadır. Örneğin bu dut ağacının gerçek hikayesi, dut ağacını diken kişi ‘Hüseyin Pehlivan’ tarafından anlatıldı ve Sinoplu yazar Ayşe Gül Kara Zorlu tarafından da kurgulanarak romanlaştırıldı.
Dut Ağacı bu! Dikmek için müdüriyete yazı yazmam lazım. ‘Maruzat’ deriz biz ona. Yazı gider müdürün önüne, müdür bana bakar; ‘Hüseyin Pehlivan’ yazı yazmış. Cezaevinde birçokları ‘yazar’ derdi bana.

Öyle çağırırlardı beni. Müdür beni çağırıp ‘yazı yazmışsın söyle bakalım ne istiyorsun?’ dedi. ‘Sayın müdürüm, ben bir dut ağacı dikmek istiyorum’ dedim. ‘Nereye dikeceksin? Neden ? Ne yapacaksın dut ağacını ? Yani dut ağacı büyüyecek, dut verecek, herkes bunun dutundan yiyecek , sana dua edecek öyle mi?’ dedi.

Ben de ‘ bu dut ağacı büyüdüğü zaman 20 sene, 30 sene, 50 sene sonra neyse , kaç yıl sonra olursa olsun, büyüdüğü zaman buraya gelen mahkumlar diyecekler ki ; ‘ bu dut ağacını diken kişi idamdan kurtulmuş, müebbet cezaya çarptırılmış. Müebbet cezayı da bitirmiş çıkmış buradan’ Bu şekilde teselli kaynağı olacak onlar için. Ben bunu düşünüyorum, daha ümidimi yitirmedim. Ben bir gün çıkacağım buradan, hiç ümidimi yitirmedim’ dedim.
(Bu haber Gerze’nin Sesi Gazetesi ve gerzeninsesi.com adlı internet sitesinden alınmıştır. )
Parmaklıklar Ardında Dizisi

Sinop Tarihi Cezaevi içerisinde çekilen 13 Aralık 2007 ile 24 Haziran 2010 tarihleri arasında yayınlanan dizinin konusu mahkûmlar ve cezaevi yetkilileri arasında var olan ilişki üzerinden genişlemektedir. Aynı koğuşta kalan (B2 koğuşu) kadın mahkûmların kendi aralarında var olan mücadeleler ve cezaevi yetkilileriyle olan sorunları dizinin genel konusunu oluşturmaktadır. Hücrelerden biri dizi çekimi için hazırlanmıştır. Dizi bittikten sonra da bu oda Sinop Tarihi Cezaevi Müzesi olarak ziyaretçilere açılmıştır.
Sabahattin Ali- Aldırma Gönül
Sinop Tarihi Cezaevi tarihçesi içerisinde birçok yazar, şair ve müzisyen bulunmaktadır. Bunlardan biri de Sabahattin Ali olmaktadır. Sabahattin Âli, 26 Aralık 1932 ile 29 Ekim 1933 tarihleri arasında ilk olarak Konya sonrasında ise Sinop Cezaevinde tutuklu olarak kaldı. Daha sonra Cumhuriyetin 10.yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuştu. Yazar burada kaldığı sürece birçok şiir yazmıştır. Aldırma Gönül şiiri de bu sıralarda çıkmıştır. Daha sonra Edip Akbayram da bu şiiri bestelemiştir. Kaldığı cezaevinin duvarlarına çarpan Karadeniz, özgürlük ve memleket özlemi şiirlerine konu olmuştur.
“Uzun zamanlar deniz kenarında ve surlar içindeki bir hapishanede kaldım. Kalın duvarlara vuran suların sesi taş oralarda çınlar ve uzak yolculuklara çağırırdı. Tüylerinden sular damlayarak surların arkasında yükseliveren deniz kuşları demir parmaklıklara hayretle gözlerini kırparak bakarlar ve hemen uzaklaşırlardı”

















Bir Cevap Yazın