
Hayatının en karmaşık zamanlarıydı Beria’nın Hem çok heyecanlı, hem de korkuyordu. Hayatının geri kalanını etkileyeceği bir kararı vermek onun için kapkaranlık bir yerde yolunu bulmaya çalışmak kadar zordu ve karanlığın sessizliğindeki gibi hızlı kalp atışlarını duyabiliyordu.
Hayatı boyunca bunun için çalışmıştı aslında ama bu günün geleceğini hiç hesaba katmamıştı. Doğup büyüdüğü bu şehirden gitmek onu korkutuyor, yeni yerler keşfetmek ise onu heyecanlandırıyordu. Bu iki duygunun arasına sıkışmıştı Beria. Bütün hayatı oradan ibaretti. Evinin az ilerisinde bulunan ilkokulu ona her zaman çocukluğunu anımsatıyordu. Ne zaman yanından geçse anılara dalardı Beria. İlk arkadaşlıklarını orada kurmuştu. İlk orada öğrenmişti paylaşmayı, kavgayı, yaralanmayı, kırmayı, kırılmayı. İlk orada aşık olmuştu. İlkokulun karşısında da lisesi bulunuyordu. Lisede keşfetmişti kendini Beria. Hem Nazım Hikmet’i sevip hem de Cahit Zarifoğlu’nu sevebileceğini orada öğrenmişti. İnsanların kıyafetlerinin, dininin, siyasi görüşünün değil karakterinin önemli olduğunu öğrenmişti..
Üniversiteye de doğduğu şehirde gitmişti Beria. Arkadaşlığı, dostluğu, güvenmemeyi, kendini sevmeyi öğrenmişti. Evinin yukarısındaki bakkal amcayı, kahve arkadaşı olan komşularını, arkadaşlarını, ailesini .. Onları bırakıp hiç tanımadığı, bilmediği bir şehirde yeni bir yaşam kurmak. Sanki hayatı altüst olacak gibi geliyor kulağa değil mi?

”Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”
Şems Tebrizi
Peki bir de Şems Tebrizi sözleri gibi düşünürsek. Ya yeni hayatımız şuan olduğundan daha güzel olacaksa. Güçlü gözüken insanlara bir bak sizce onlar hiç korkmuyorlar mı? Önemli olan korkmak ya da korkmamak değil korktuğun halde başarmak. Belki her şey daha kötü olacak belki daha güzel. Bunu hiçbir zaman bilemeyiz. Güzel olursa mutlu, kötü olursa da tecrübe olur bizim için. Özetle Nazım Hikmet‘in dediği gibi:

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından.




Bir Cevap Yazın