Her dönemin en ünlü sorusudur: ”Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?”
Aslında tek bir cevabı yoktur bu sorunun. İllaki bir tarafı seçmek zorunda değiliz. Çünkü iki tarafında bildikleri çok farklıdır. Kitap, insana farklı bir bakış açısı sağlar. Sahip olunan at gözlüklerini çıkartmaya yardım eder. Gezmek ise farklı hayatların da var olduğunu görerek hayatımızdan memnun olmamızı ve empati yapabilmemizi sağlar. Aslında çoğumuz bomboş yaşıyoruz bu hayatta. Araştırmadan, öğrenmeden sadece yaşıyoruz. Birileri bir şeyler anlatıyor biz de onlara inanıyoruz. Aslında inanmak kolayımıza geliyor. Birkaç kelime ebeliği yapan gördüğümüz an bunun lafına inanılır deyip hiç sorgulamadan kabulleniyoruz her şeyi. Bize zararı dokunmayan her şeye kör, sağır oluyoruz. Kitap okuyan insanın kendi fikirleri ve düşünceleri vardır. Kendi düşüncelerini savunurken de karşısındakilerin düşüncelerine saygı duyar.
Kitap, bir masa etrafında her düşünceden insanın oturup sohbet edebilmesini sağlar.


Kitap okumayan insanın söyleyecek kelimesi olmadığı için şiddet yoluyla insanlara fikirlerini kabul ettirmeye çalışır. Ya da halihazırda olan fikirleri sahiplenmek ister. Aslında kitap ve gezinin yerleri çok farklıdır. Bir yerin tarihini kitap okuyarak öğrenebileceğiniz gibi o yerin mimari yapılarını, kültürünü orayı gezerek edinebilirsiniz. İnsan ne kadar çok yer gezerse o kadar farklı kültür ve farklı yaşam ile karşılaşarak empati duygusunu geliştirir. Bence bu iki durumun da temelinde öğrenmek vardır. Sadece okumuş olmak için okuyan veya sırf gezen biri hiçbir şey öğrenemez.





Bir Cevap Yazın