Çoğu sanatçının olduğu gibi Edvard Munch da son derece trajik bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Daha 5 yaşındayken annesini veremden kaybeden sanatçı ablasını da 9 yıl sonra aynı hastalıktan kaybetmiştir. Her ne kadar mühendislik okuluna girse de daha sonra ressam olmak için okulunu bırakmıştır. Ölümden bir türlü kurtulamayan sanatçı askeri tabip olan babasını da kaybetmiştir. Edvard Much’un eserlerinde ölüm temasının bu kadar çok olması tesadüf değildir. Edvard Munch, Çığlık resmini ilk defa 1893 tarihinde çizmiştir. Bu resmi çizerken o an yaşadığı anksiyetesini ve içsel bunalımlarını da resme aktardığını söyleyebiliriz.

Der Schrei Der Natur- Doğanın Çığlığı
”Bir gün iki arkadaşımla  yolda yürüyordum ve güneş batmak üzereydi. Birden gökyüzü kan kırmızısı oluverdi. Durup köprünün demirlerine yaslandım. Konuşamayacak kadar yorgun hissettim o an. Kırmızının tonları mavi ve siyah karışımı fiyordu dolduruyordu. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler, ancak ben olduğum yerde kalakaldım. O anda doğanın inanılmaz bir sesle çığlık attığını duydum.”


Bu sözlerden de anlayabileceğiniz gibi Edvard Munch, o anda içsel sıkıntıları yoğunlaşarak bir panik atak krizi geçirmiştir. Fakat arkadaşları bunu fark edemeyerek yürümeye devam etmiştir. Panik anındaki durumunu varoluşçu bir şekilde anlatan Edvard Munch, o anki bunalımını ve çaresizliğini muazzam bir şekilde resme aktarmıştır.

Bir Cevap Yazın

Popüler